Kazan Belediye Başkanı Lokman Ertürk Tanış TV'ye konuştu

Kahraman Kazan Belediye Başkanı Lokman Ertürk, Tanış Ankara TV'ye 15 Temmuz gecesi ve sonrasını ve Cerablus'u değerlendirdi.

Video için play'e tıklayın

DARBE BİR İÇ SAVAŞ ÇIKARTMA GİRİŞİMİYDİ”

15 Temmuz Kazan tarih yazdı o günle alakalı neler söylemek istersiniz?

“15 Temmuz keşke hiç olmayan bir gece olsaydı. Tüm takvimlerde keşke kopartıp atmış olabilseydik. Karanlık bir gece Türk milletine ve Türk demokrasisine vurulmak istenen hançere karşı Türk milletinin basireti ve dirayetli duruşuyla engellenen bir kalkışma. Darbe bir iç savaş çıkartma girişimiydi. Tüm Türkiye’de olduğu gibi tüm Ankara’da olduğu gibi 81 vilayetten gelen insanların yaşadığı ilçemiz Kazan’da her türlü etnik kökene sahip, farklı kültürlerde olmasına rağmen vatanı ve milleti uğruna verdikleri mücadele şanlı bir direnişti. O gece bunun bir darbe girişimi olduğu anlaşılması sayın cumhurbaşkanımızın halkımızı meydanlara ve sokağa, havaalanlarına davetiyle başlayan ve binlerce insanın akın akın toplandığı 4. Ana Jet Üs Komutanlığı’ndan kalkan uçakların da Ankara’yı bombaladığı haberlerin gelmesiyle beraber, tüm ağırlığın oraya verilmesiyle başlayan dört buçuk saatlik bir direniş. 20 - 25 tane sorti yapan uçaklar bizim direnişimizle beraber ancak 3 tane sorti uçak kaldırabildiler ve 1 tane de helikopter kaldırabildiler.”

“BU MÜCADELE 7 YAŞINDAKİ TORUNDAN 70 YAŞINDAKİ BÜYÜKBABASINA KADAR”

“Oraya gittiğimizde burada PKK kamplarına ve kuzey Irak’ta bir operasyon olduğunu Türkiye’nin bir tehdit altında olduğunu halkla alakasının olmadığını ve bizim de bir an önce evimize dönmemizi söylediler. Nitekim çok inandırıcı olmadı. İlerleyen zamanlarda anlaşıldı TBMM’nin bombalanmasıyla beraber merkez üssünün burası olduğu ve buradan bombalanmasının anlaşılması bizi daha bir kamçıladı ve topraklarımızda kabul etmeyeceğimiz bir ihanet karşısında devletimizin ve milletimizin bölünmez bütünlüğüne,ülkemizin geleceğine yönelik kalkışmada Kazan halkının öncelikle kamyonlarıyla, iş makineleriyle, çöp arabalarıyla herkes elinde ne varsa bir bariyer oluşturmasıyla, daha sonra elektriklerin kesilmesi, ekinlerin biçildiği bu dönemde anızların yakılması saman balyalarının getirilmesiyle, lastikleriyle beraber yangın çıkartma suretiyle üssün etrafında F-16 uçaklarının kalkmasını engellemek ve Ankara’da engellemek için sivil halkın verdiği saatlerce süren bir mücadele. Bu mücadele yedi yaşındaki torundan yetmiş yaşındaki büyükbabasına kadar, babasıyla oğlunun verdiği bir mücadele, annesiyle kızın mücadelesi. Gerçekten de görülmeye değer bir mücadele. O geceki hava, o gökyüzü her şey çok farklıydı. Gerçekten o daha 20 yaşındaki Ömer Takdemir şehit edildi. 25 – 26 yaşındaki Lokman Delici şehit edildi. Yine Samet Can Türki annesiz babasız 85 yaşındaki büyük annesinin büyüttüğü bir kardeşimizin tarladaki biçerini bırakarak gelip orada verdiği mücadelede acımasızca şehit edildi. Yine Hasan Yılmaz kardeşimizin iki tane kızı var. En büyük kızıyla beraber gelip kızının önünde şehit edilişi... Tabiki bunlar unutulacak şeyler değil.”

" TAİ CAMİSİNDE SALA OKUNMAYA BAŞLAYINCA CAMİYİ MİNARESİNİ KURŞUNLAYAN..."

Dokuz tane şehidimiz, 92 tane yaralımız,10 binlerce insanın verdiği mücadele 51 bin 800 nüfuslu bir ilçeni top yekun istiklal ve bağımsızlık mücadelesi, cumhurbaşkanına, liderine, seçilmiş hükümetine sahip çıkma mücadelesi, çıplak elle yapılan bir mücadele… Tabiri caizse o mücadelede tüm dünyaya sadece ulusal bazda söylemiyorum, kurşuna Türk milletinin nasıl kafa atılabileceğini F-16'ya nasıl kafa tutabileceğini göstermiş oldu. Saatlerce süren bu mücadelede salalar okunmaya başlayınca, öncelikle TAİ'nin yanı başında TAİ camisinde sala okunmaya başlayınca camiyi minaresini kurşunlayan ve hırsını alamayıp içeri girenler, o gözü dönmüş katiller, şerefli Türk askerinin üniformasını giyen, vatan hainlerinin acımasızca dakikalarca masum ve sivil halka ateş açmak suretiyle bir katliam gerçekleştirmeye çalıştılar. Tek düşüncemiz orda insanların dönmemek üzere gitmek ya biz o gün sokağa çıkacaktık yada ertesi gün çıkacak bir sokağımız olmayacaktık. Ya o al bayrağa, bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır, toprak eğer üstünde ölen varsa vatandır, anlayışını yüreğinde hisseden Kazan halkı ya o gün gösterecek ya da başka bir ülkenin bayrağı bu ülkenin göklerinde dalgalanacaktı. Oyüzden biz oraya kahramanlık olsun diye gitmedik; biz oraya bir destan yazalım diye gitmedik; biz oraya sadece ve sadece ülkemizin bağımsız bütünlüğü için ülkemizin bekası için gidip orada bir daha dönmemek için mücadele verdik. Bu darbe gerçekleşebilirdi, orada binlerce insan katledilebilirdi, bir ayaklanma sebebi olarak bizi gösterebilirdi. Zaten böyle bir beklentimiz artık her şeyin bittiği bir süreçte 15 Temmuz gecesinde ülkemizin avucumuzun içerisinden uçurmaya çalıştıkları o süreçte, onun uğrunda vatanımız ve milletimizin bayrağımızın uğrunda ölmeye gittiğimiz, mücadeleden başka değildi. Bu mücadele Ankara'nın mücadelesi, bu mücadele Mamak'ın , Gölbaşı'nın mücadelesi, bu mücadele top yekun bir Ankara halkının verdiği mücadele. Ben hep söylüyorum, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün Dikmen sırplarında o cumhuriyetin ilk yıllarında sığınacak liman aradığı süreçlerde karşılayan o büyük Ankara'yız biz. Dört seymen başıyla 10 bine yakın insanla Gazi'nin karşılanma sürecinde başkent yapan Ankara'yız ve biz Hacı Bayram Veli Hazretlerinin, biz Şeyh Semerkandi manevi ikliminde büyüyen Ankara'yız. Başkent'te 81 vilayetten gelen insanla,hala aynı değerler ile yaşayan halkın oradaverdiği bir mücadelenin örneğini gösterdiği bir süreç geçirdik.

"DÜNYA BİR İMTİHANDAN GEÇİYOR"

Oyüzden ben her zaman şunu söylüyorum; 101 yıl önce dünyanın en modern ordularına karşı metrekareye 6 binmerminin düştüğü, nasıl tankla tüfekle değil, imanla canla verilen mücadelede Çanakkale geçilmez kılınıp destan yazıldıysa 101 yıl sonra ecdadın torunları olarak 4. Ana Jet Üs Komutanlığı'nda, Anadolu'nun en verimli topraklarında, bize ateş etmek suretiyle, katliam yapma suretiyle, bizi gömmeye çalışanlar;o topraklara her vatandaşın birer tohum olup fışkırıp karşılarında birer cengaver olacağını hesaplayamadılar. Tankları vardı, tüfekleri vardı, uçakları vardıama benim uçaklarımdı. Onu maalesef milletimize doğrulttular, ama o millet ki yüreğinde göğsünde iman vardı, Türk milletinin büyüklüğünü, farklılıklarımızın zenginlik olduğunu, memleketimizin hiç önemli olmadığını, etnik kökenimizin, cinsiyetimizin dahi önemli olmadığını, ikinci bir istiklal savaşı mücadelesinin nasıl verileceğini bir kez daha göstermiş olduk. Bu ihanet asla unutulacak bir ihanet değildir! Bu ihanet sadece milletin değil ümmetin umudu ve lideri olan, Türkiye'nin ilk seçilmiş Cumhurbaşkanı olan, Recep Tayyip Erdoğan 'a ve seçilmiş hükümetin Başbakanı Sayın Binali Yıldırım 'a yapılmış bir darbe değildi;Türk milletine, Türk demokrasisine yapılmış bir darbe de değil; bu darbe tüm Avrupa haklarına ve halklarına, tüm dünya evrensel barışına yapılmış bir darbedir. Oyüzden tüm Avrupalı dostlarımıza, müttefik olduğumuz tüm ülkelerimize, bu darbenin karşısında seçilmiş Türk Hükümetinin ve Cumhurbaşkanımızın yanında samimiyet ile yer almaya davet ediyoruz. Oyüzden dünya bir imtihandan geçiyor. Bu imtihanıda Türkiye'deki kalkışmayla verilen bir imtihan olarak görüyoruz. Eğer Ortadoğu bataklığında insanların inim inim inlediği, varil bombaları altında dahi kundaktaki çocukların katledildiği, o süreçlerde terörizm bugün Brüksel'e, Paris'e, Avrupa'nın değişik noktalarına kadar ulaşabiliyorsaTürkiye yıllardır bununla verilen mücadeleden,daha dünbaşkentinde beşay içerisinde üçtane canlı bomba katliamıyla beraber bine yakın yaralı, yüze yakın vatandaşımızın şehit edilmesiyleberaber yaşadığımız bu terör baskısı altında3 buçuk milyon Suriyeli'ye ensarlık yapan bu ülke, onlarıen iyi şekilde ağırlayıp, onların insanı ihtiyaçlarını karşılayan Türkiye olmasaydı,bu insanlar nereye gidecekti?Ne yapabileceklerdi? Dünya büyük bir tehdit altında. Türkiye; Asya ve Avrupa arasındaki köprü. Asya ve Avrupa medeniyetler buluşması noktasında hem yönünü doğuya çevirmiş, o insanlara sahip çıkıyor;ama asıl hedefi de batı ve gelişmişlik,kalkınmışlık, temel hak ve hürriyetler, insan hakları noktalarında en iyi şekilde güçlülüğünü ispat etmişülkemizde. Nüfusumuzun yüzde 99'u Müslüman olmasına rağmen batıya dönmüşüz ve batılı dostlarımızla gelin beraber güzel işler yapalım, dünya insanlık adına, insanlık adınayapalımdiyen bu ülkeninbu ülkenin de şuankiyöneticilerinin Sayın Cumhurbaşkanı ve Başbakanımız, bakanlarımız ile birlikte bu güzel duruşundan belki birileri rahatsız olmuş olabilir; ama Türk milletitarihte göstermiş olduğu şanlı tarihinihep tarih okuyan değil, tarih yazan o günlerine tekrar anımsattılar. Bizi biz yapan değerler ile millet olma bilincini yaşatmış oldular.

"KONU VATAN OLURSA DÜNYANIN DA ŞAH DAMARINI KESERİZ"

Sayın başkan şuanher gün farklı gündemle uyanıyoruz, her gün farklı bir haberle yeni bir güne başlıyoruz.ŞuanCerablus operasyonunda Türkiye önemli bir rol oynuyor ve Türkiye'deki bir çok liderimiz de bununla alakalı ciddi açıklamalarda bulundu.Türkiye'nin asla güç kaybetmediğini, askeri anlamda güç kazandığını, buna istinaden ciddi bir rol oynadığını ifade ettiler. Bu operasyonlar hakkında nelersöylemek istersiniz?

Öncelikle şunu söyleyeyim, Suriye bizim komşumuz,940 kilometrelik bir sınırım var.Sen hiç sınırın olmadığıhalde iki bin, üç bin, on bin kilometre öteden gelipSuriye'de söz sahibi olmaya kalkarsan ve orada birtakım emellerin doğrultusunda askeri kuvvet gönderirsen,ben sınır güvenliğimi korumauluslararası hukuk haklarımızı koruma ve vatandaşlarımızın can güvenliğini koruma noktasında neden orada olmayacağım!

DAEŞ terör örgütü, dünyanın başına bela olduğu söylenen bu illet, örgütün oradaki faaliyetleri belliyse ve benim de her gün canlarım canlı bombalarla gidip katlediliyorsa, ben hükümet olarak Türkiye Cumhuriyeti Devleti olarak vatandaşlarımın hakkını ve can güvenliğini aramak zorunda değil miyim?Cerablus malum, DAEŞ orada biz DAEŞ ile mücadele etmiyor muyuz,ediyoruz. Orada birileri niye rahatsız oluyor? Bizim oraya girmemizden yan komşumolan, sınır komşum olan, burada benim askeri birlik göndererek orada sadece kendi halkımı değil, Cerablus'ta Cerablus'lu olup daşuanda Antep'te ve mülteci kamplarımızda oradaki ağır şartlardan kaçıp gelen on binlerce insanın şimdi geri dönüşleri başladı. Biz oraya enerji kaynaklarını elde etmek için gitmiyoruz. Biz oraya adaleti, barışı ve sevgiyi götürmek için gidiyoruz. Bakın Kızılay'ımız hala orada şuan binlerce insana her türlü insani yardımda bulunuyorlar. Birileri gibi enerji kaynakları ve menfaatleri için giden bir ülke yok. Adaleti sağlamak için, insanımızın ve tüm belki bölgesel halkların sıkıntı ve sorunlarının çözümü için, bugüne kadar sabretmişama daha fazla dayanamayıp müdahale eden bir Türkiye Cumhuriyeti var.Orada birilerine Suriye'yi parçalamak beş altı tane devletçikler oluşturmak, terör örgütlerini muhattab almaya kalkar ve onlardan ümit beklerseniz, yarın onlar sizin başınıza bela olur. Türkiye Cumhuriyeti ile muhattabolacaksınız,Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne de inanıp güveneceksiniz.

Türk Silahlı Kuvvetleri peygamber ocağıdır,bu darbe girişimi ile asla ve asla yıpratılmasına izin vermedik vermeyeceğiz de. Bugün orada destan yazıyorlar yarın başka bir yerde bir destan yazacaklar. Biz savaşçı bir millet değiliz; ama konu vatan olursa dünyanın da şah damarını keseriz. Burada rahmetle andığımız Muhsin Yazıcıoğlu'nun sözünü hatırlatarak bitirmek istiyorum.

"EN BÜYÜK ÖRNEĞİ ANKARA'DIR; EN ÖNEMLİ ÖRNEĞİ DE ANKARA'NIN ŞAHSINDA KAZAN'DIR"

Terör örgütüne deyindiniz, Cerablus'ta ciddi anlamda çatışma içerisinde askerlerimiz ve Doğu'da da dün Kazan'dan bir şehit daha verdik. Allah rahmet eylesin şehitlerimize. Bununla alakalı neler söylemek istersiniz?Hala dokuzşehidimizin arkasındanşehitlerimiz gelmeye devam ediyor ve bu Kazan'datoplumunpsikolojisini nasıl etkiliyor?

Türkiye zor bir süreçten geçiyor, maalesef Kazan'da bu işin merkez konumunda olan bir süreci yaşıyor. Önce 15 Temmuz darbe girişiminin merkez üssü olan Akıncı Ana Jet Üs Komutanlığı oluşundan kaynaklanan ve hala 11 tane yaralımızın tedavisinin devam ettiği, yaklaşık olarak toplamda şehit ve gazi yakınlarımızın, akrabalarının, çocuklarının, anne ve babalarıyla beraber 900'e yakın insanın bir taraftan psikolojik tedavilerinin devam ettiği, onların sıkıntı ve bu geçici süreçlerdeki travmaların devam ettiğisüreçte dün de (26 Ağustos) Hakkari ve Ankara yolundaki uzaktan kumandalı el yapımı bomba patlaması sonucu bir yiğit vatan evladımızı maalesef kaybettik. Şehit oldu.Dün binlerce insanla, tekbir sesleriyleTunahan Doktur kardeşimizi ebediyete uğurladık. Kazan halkı tekrar yine bir birlik beraberlik örneğini gösterdi. Üst üste gelen zor süreçler terörün en çok rahatsız ettiği; ama FETÖ terörü ama başka terör hiç fark etmez, Sayın Cumhurbaşkanımızın da dediği gibi 'Terör terördür terörist de teröristtir sizinki ayrı bizimki ayrı diye bir şey yoktur.'bu konuda Kazan hakikatten zor bir süreçten geçmekte.Halkımız Cumhurbaşkanına inanıyor, başbakanına inanıyor, Allah'a hamd olsun bizeinanıyor ve bu zor günleri çocuklarımıza daha aydınlık günler bırakma hermetrekaresi şüheda kanıyla fışkıran bu topraklarda bu Anadolu'da altı da dolu üstü de dolu olan evliyaların yaşadığıbu Anadolu'nun düşmemesi için, nasıl bizden önceki ecdadımız ağır bedeller ödediyse, at üstünde evine girmeden 1000 yıl önce İslam'ın sancaktarlığını onurla, gururla üçkıtaya sahip yedidenize hükmederek gösterdiyse, o ecdadın torunları olarak bizim de inançlarımız ve değerlerimiz uğruna aynı mücadeleyi vereceğimizin kuşkusu olmasın. Bunun en büyük örneği Ankara'dır; en önemli örneği de Ankara'nın şahsında Kazan'dır.

"BİNALİ YILDIRIM KAZAN'LIDIR"

Hala tedavi süreci devam eden gazilerimiz var, yakınlarını kaybeden şehit ailelerimiz var. Ciddi anlamda hepsinin de şuan ruhani bir sinir bozukluğu içerisinde olduğunu,biraz önce siz de ifade ettiniz.Tabi bir belediye başkanı olarak aslında Kazanlı bir vatandaş olarak sizin de sorumluluğunuzun daha da arttığınıgörebiliyoruz. Bu vatandaşlarımıziçin ne gibi çalışmalarınız oluyor?

110 kişilik bir ekip ile o günden bugüne yani 15 Temmuz'dan geçen47gün süreye kadar hala onların refakatçi hizmetlerini, gece onların başında duranlar, psikologlarımız, sosyologlarımız, evdeki bakımlar, onarım, tamirat, tadilat Kazan'dan gönderdiğimiz Ankara'daki berber hizmetine kadar, gazi ve şehit yakınlarımızın işe yerleştirmesine kadar onların her türlü istekleri doğrultusunda elimizden gelen tüm çabayı her şeyi bırakmak suretiyle hizmetine devam ediyoruz. Bundan sonraki süreçte tüm bakanlarımız, Başbakanımız, hükümetimizin en üst düzeyindekibüyüklerimiz geldi. Başbakanımızın Kazan halkı ile bir kucaklaşması vardı. Gerçekten de dillere destandı. Binali Yıldırım Kazan'lıdır, Kazan'a ve Kazan halkına, tüm ülke halkına sahip çıkma noktasında bir örneğini deKazan halkıyla buluşarak göstermiştir. Çok sağolsun kendileri her şekilde onların isimlerini yaşatmak, bu efsanevi duruşun ve birilerine ibret olacak bu bastırılışın bundan sonraki kuşaklara da aktarılması noktasında bu şehit yakınlarımızın şehitlerimizin ve gazilerimizin isimlerinin yaşatılması konusunda da bueserlere isimleri verilmesinden tutun da açılacak müzelerde,kültür merkezleriyle yaşatılması lazım. Unutmayacağız unutturmayacağız.

"BU ÜLKE İSTİKBALİ ŞUANKİNDEN ÇOK DAHA GÜÇLÜ OLACAKTIR"

Kimse yeise kapılmasın, kimse en ufak bir tereddüt geçirmesin.Bu ülke istikbali her şeyden şuankinden çok daha güçlü olacaktır. Biz ülkemizin kalkınması, gelişmesi noktasında bugün ne kadar çalışırsak çalışalımdaha fazla çalışmamız lazım. Üretmemiz lazım, ürettiğimizi satmamız lazımve bu millet olmamızın bilincini yani siyasi, kaygılardan uzak memleketimiz ne olursa olsun, siyasi görüşü ne olursa olsun, etnik kökeni ne olursa olsun, benim gibi düşünmeseniz desevgi dilini kullanarak, hoşgörü dilini kullanarakbirlik ve beraberlik içinde ülkemizin kalkınması için çok daha fazla çalışarak, çok daha güzel yerlere geleceğimize yürekten inanıyorum. Şehitlerimizin kanı yerde kalmayacak. Okonuda kimse tereddüt etmesin ve bundan sonraki süreçte de şehitlerimizin aziz hatırası önünde yine birbirimize kenetlenerek, birlik ve beraberlik içinde çok daha güzel işlere imza atacağız. Gerek terör mağduru olarak,gerek 15 Temmuz'da bu ülke vatanı ve milleti için şehitlerimize, zaten Allah'ın rahmeti üzerlerinde onları cennetiyle cemaliyle şereflendirecek,cennete kavuşturacakdereceyle ali olsun, gazilerimize Allah'tan şifalar diliyorum ve Tüm siyasi partilerimize ve tüm sivil toplum örgütlerimize milli irade ve demokrasi konusunda o göğsümüzü kabartan duruştan dolayı da herkese, tüm genel başkanlara tekrar teşekkür etmiş olalım.

02 Eylül 2016 -


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Tanış Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Tanış Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

1 yıllık yayın süresi ve makul bütçesi ile markanızı parlatın.

0 (312) 327 27 00
Reklam bilgi

Anket Günün MVP'si kim olur ?