Dünya Kupası ve ardındaki gerçekler

Bugünkü yazımızda Rusya Federasyonu’nda devam eden 2018 Dünya Futbol Kupası‘nın ev sahibi ülkeye ekonomik ve diğer getirilerini incelemeye çalışacağız.

 Öncelikle turnuva hakkında bir yorum yapmak gerekirse, gecen turnuvanın şampiyonu Almanya’nın erken havlu attığı, Ronaldo‘lu Portekiz ve çok kaliteli bir futbol ligi barındıran İspanya’nın erken turnuvaya veda etmesi sürpriz olarak nitelendirilmekte. Fakat bu satırların yazarının düşüncesine göre futbolda da değişim rüzgârları son hızla esmekte ve ayağa, yana doğru çok pas yapan değil dikine, uzun pasları rakip sahada kontrol edebilip tehlike yaratabilen, iyi alan savunması yapan takımlar yükselişteler. Bunu en güzel uygulayan ülkelerden Uruguay turnuvada bugün itibari ile yoluna devam etmekte.

Fransa ise genç Afrika kökenli kadrosu ve esnek takım oyunu varyasyonlarını sahaya çok iyi yansıtabilme yeteneği ile turnuvanın en iddialı takımlarından olmayı sürdürüyor. Bu ay içinde seyredeceğimiz finalin bir futbol şöleni olacağını söylemek için kâhin olmaya gerek yok. Papa 2. Jean Paul‘un futbol hakkında söylediği şu laf ünlüdür: “Futbol, tüm önemsiz konuların arasındaki en önemli konudur.” Papa’nın bu lafı ederken ekonomistlere danışıp danışmadığını bilmiyoruz ama ekonomistler arasında genel kabul görmüş kanı, futbolun en önemli turnuvası sayılabilecek.

 Dünya Kupası’na ev sahipliği yapmak, altyapı için harcanan milyonlara değecek bir organizasyon değildir. Peki, bu görüş ne kadar doğru? Rusya‘daki Dünya Kupasını organize eden organizatörler Dünya Kupası nedeniyle yapılan tüm yatırımlar ve oluşacak turizm ilişkisinin 2023 yılına kadar Rus Ekonomisi‘ne 30,8 milyar Usd!!! tutarında etkide bulunacağını öngörmekteler. Bu rakama en çok etki eden faktörlerin başında 11 farklı şehirde yapılacak maçların oynanacağı statların yenilenmesi veya sıfırdan yapılması, stat çevre yolları, peyzaj, maçları seyretmek için ülkeye gelecek 570.000 yabancı ile 700.000 Rus vatandaşının hayatını kolaylaştırmak amacıyla yapılan diğer yatırımların çarpan etkisi ifade edilmekte.

 Ayrıca TV yayın hakkı satışları, hatıra ve diğer sponsor ve lisans anlaşmaları da değer yaratan unsurlar. Rus yetkililerin en son yaptıkları açıklamalar Dünya Kupasının toplam maliyetinin 11,8 Milyar Usd olacağı şeklinde. O zaman sormak gerekmez mi organizatörlerin verdiği rakamlar ile mal oluş rakamları arasında ciddi bir kar rakamı var. Bu iş kârlı gözüküyor neden böyle bir zarar algısı mevcut. İncelememize önceki Dünya Kupalarını düzenlemiş ülkelerden örnekler ile devam edelim. Bilindiği üzere 2010 senesinde düzenlenen Dünya Kupası Güney Afrika‘da düzenlendi. 450.000 turistin turnuvadaki maçları izlemeye geleceği hesaplandı.

 Turnuvanın yapılacağı statlara yakın yerlerde yasayan düşük gelirli ve çok ilkel şartlarda yasayan halk da ülkenin imajının bozulmasını önlemek amacıyla zorla yerlerinden göç ettirilerek gözden uzak mahallelere yerleşmeye zorlandı. Buna karşılık turnuvanın sonunda yapılan hesaplamalarda geleceği hesaplanan turist sayısının 450.000 değil bu rakamın % 65 inde kaldığı ve gelen turistlerin harcama düzeylerinin ortalama düzeyin çok da üstüne çıkmadığı izlendi. Ayrıca bir diğer vurgulanması gereken nokta turnuva boyunca artan konaklama ücretlerine karşılık isçilik ücretlerinin aynı dönemde artmaması ve burada elde edilen karın çoğunlukla otelleri yabancı zincirlerin elinde olan ülkenin konaklama üzerinden elde edilen bu kardan pay alamadığı vurgulandı. 2014 yılında düzenlenen turnuva Brezilya’da idi.

Hala ne kadar harcama yapıldığını dahi açıklayamayan yetkililer bunun 11 ile 14 milyar usd arasında olması gerektiğinde görüş birliğindeler. Fakat 550 milyon Usd’ye mal olan Brezilya tarihinin en pahalı stadyumu Mane Garrincha‘nın işlevsizlik ve bakım giderlerinin çok pahalı olması nedeniyle su anda park alanına çevrilerek giderlerinin bir bölümünü karşılamakta olduğunu da belirtmekte fayda var. Dünya Kupası organizasyonlarına bakarken Olimpiyatlara bakmamak da olmaz. 2008 Beijing ve 2012 Londra Olimpiyatlarının ekonomik olarak yapılan analizlerinde ülkelerin normal ziyaretçi sayısının olimpiyat döneminde aşırı kalabalık ve karışıklık olacağı beklentisi ayrıca asayişle ilgili sorunlar çıkabileceği düşünceleri ile azaldığı görülmüştür. Bugüne kadar yapılan analizler bu büyük organizasyonlardan 1984 Los Angeles ve 2012 Londra Olimpiyatları‘nın başarılı ve kar bırakan operasyonlar olduğunu göstermektedir. Bu sonuç şöyle yorumlanmaktadır. İki ülkede altyapılarını yıllar önce tamamlamış bu tur bir organizasyonun gerekliliklerini ufak maliyetler ile yerine getirebilecek yapıda idiler.

 Yeni yapılar inşa etmek zorunda kalmamaları, güçlü altyapıları nedeniyle oluşacak ziyaretçi sayısı ve gerekliliklerini çözebilmeleri nedeniyle isin maliyet tarafında çok büyük harcamalara katlanmamaları karlı bir operasyon yapabilmelerini sağlamıştır. Peki, Rusya Federasyonu bu operasyondan kârlı çıkabilecek mi? 2008 yılında yapılan Şampiyonlar Ligi final maçına ev sahipliği yapan şu anda milli takımı yâri final sansını yakalamaya çalışan ülke için zarar etmek çok da önemli mi? Belki de bu tür bir turnuva düzenlemenin kararı, kimin ne kazandığının çok da maddiyat ile ölçülemeyerek, kalbin beyne hükmederek yaptırması diyebilir miyiz. Şöyle oluyor olabilir mi? “Hiçbir zaman bir şeyi tahmin etmeye çalışmadım ve çalışmayacağım.” Paul Gascoigne

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Emre Yalım - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Tanış Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Tanış Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Anket Günün MVP'si kim olur ?