Gelişen ülkeleri neler bekliyor?

Global ekonomide ve para piyasalarındaki gelişmeleri ele alacağımız bu köşede bundan sonra dünyadaki ekonomik durum ile yeri geldiğinde bu gelişmelerin Türkiye ekonomisine olası etkilerini incelemeye çalışacağız.

FED’in yeni başkanı Jerome Powell Salı günü̈ “başkan” sıfatıyla ilk resmi konuşmasını yaptı ve şunu söyledi “ABD ekonomisindeki büyüme ivmesi yeterince güçlü̈. Süreç gerekli şekilde yönetilmediği durumda enflasyon getirecektir. Bu sebeple FED kademeli faiz artışlarına devam edecek.”

Bu aslında artık malumun ilanı olmuş bir konu. Fakat esas olarak izlenen ve sorulan soru şu idi: Kaç tane faiz artırımı olacak ve ne zaman. Şu anda piyasa profesyonellerine sorularak yapılan anketlerde “2018’de 3 faiz artırımınin hemen hemen kesin, 4.faiz artırımı da hiç de az olmayan bir oranda

gelebileceği” yönünde bir sonuç çıkıyor. Ayrica Mart ayında ilk faiz artırımının geleceği konusunda ciddi bir fikir birliginin oluştuğunu da sözlerimize eklememiz yararlı olacaktır. 4 kere faiz arttırımının olabileceginin ciddi bir şekilde piyasa kulislerinde dillendirilmesinin en önemli sebebi ise Cumhuriyetçilerin yapmiş olduğu vergi indiriminin, Amerikan ekonomisi üzerinde ekonomik büyüme ve enflasyon konusunda doping etkisi yapacağına dair beklentiler olduğunu söyleyebiliriz.

Ancak piyasalarda henüz bu öngörünün tam olarak fiyatlara yansımadığını görüyoruz.

Fiyatlanmanın pas geçildiği yerlerin başında Avrupa’da özellikle de çevre ülkeler bazında devlet ve şirket tahvilleri geliyor. Burada Avrupa Merkez Bankası’nın devam eden tahvil alımları iyimserliğin ve risk iştahının azalmamasının en önemli aktörü olarak nitelendirebiliriz. Fakat işin gelişen ülkeler tarafında ise piyasalardan alınan borç (tahvil ihraçları) miktarının da bütün zamanların en yükseğinde olduğunu unutmayalım. 12 aylık birikimli olarak hesaplandığında gelişen ülkelerin toplam tahvil ihraçları (Eurobond) Ocak 2018 itibarıyla 350 milyar dolarla tüm zamanların en yüksek seviyesinde. 2013 yılında aynı 12 aylık birikimli toplam bu ülkeler için sadece 200 milyar dolar seviyesindeydi.Sadece ocak ayında Kenya (Fitch notu B+) 10 ve 30

yıllık vadede 2 milyar dolar borçlandı ve sırasıyla yüzde 7.25 ve yüzde 8.8 faiz ödedi. Bir başka Afrika ülkesi Nijerya yine 7.5 ile 12 yıl vadeli 2.5 milyar dolar borçlandı.

Öte yandan Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Standard & Poor's (S&P), Yunanistan'ın kredi notunu yükselttiğini duyurdu.

S&P'den yapılan açıklamada, Yunanistan'ın yabancı ve yerli para cinsinden uzun dönem kredi notunun "B-" seviyesinden "B" seviyesine yükseltildiği, görünümünün "pozitif" olduğu bildirildi.

Açıklamada, Yunanistan'ın ekonomik büyümesi ve mali görünümünün düzeldiği belirtilerek, iş gücü̈ piyasasının toparlandığı ifade edildi.

Diğer bir Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu olan Fitch ise Brezilya’nın ülke notunu BB’den BB-’ye düşürdü. Fitch, not indirimine sebep olarak “Brezilya’nın yüksek kamu borcu, artan bütçe açıkları ve taahhüt edilen ama yerine getirilmeyen reform sözleri”ni gösteriyor. Hatırlayalım, Brezilya’nın 2017 yılında verdiği bütçe açığı yüzde 8.5. Bu oran bundan sadece 5 yıl önce yüzde 3’ten azdı. Diğer yandan yine bundan 5 yıl önce Brezilya’nın toplam kamu borcunun GSYH’ye oranı yüzde 60’ların altındayken bugün yüzde 78’e vurmuş durumda. Ciddi bir borç yükü altında olan ülkenin küresel faiz oranları arttığında bu kırılgan yapı ile nasıl bir savrulma yasayacağı belirsizliğini koruyor.

Gelişen ülkeler ligindeki ülkeler de yakın bir gelecekte artan küresel faizlerin baskısını hissetmeye başlayacaklar. Enflasyonunu, bütçe açığını ve dış borcunu iyi yönetenlerin ayrışacağı bir döneme giriyor olduğumuzu vurgulamak istiyoruz.

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Emre Yalım - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Tanış Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Tanış Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Anket Günün MVP'si kim olur ?