ANFA REKLAM
istgate sağ
Whatsapp
0 532 710 12 91Whatsapp İhbar Hattı
  • 15.07.2017
 Prof.Dr. Eyyüp  Sanay

Prof.Dr. Eyyüp Sanay

15 TEMMUZ

Bundan tam bir yıl önce bugün, 15 Temmuz 2016’da Türkiye, büyük bir badire atlattı; Türkiye’nin geçmişin de meydana gelmiş darbelerden biri yaşandı. Ama şükürler olsun, daha önce yazmış olduğum bir yazımda da ifade ettiğim gibi, bu sefer vatan hainleri değil, MİLLET GALİP geldi.

O akşam yurt dışından gelen misafirlerimle birlikte televizyon seyrediyorduk. Saat 21 civarıydı. Televizyonun ekranında, aniden, Boğaz köprüsünden tank ve asker görüntüleri göründü. O an ne düşüneceğime, birden karar veremedim.  Aradan birkaç saniye geçer geçmez “birisi çıksa da ne bu rezalet bir açıklama yapsa” diye düşüyordum. Tam o sırada Sayın Başbakan Binali Yıldırımdan birkaç kelimelik açıklama yayınlandı. Hemen çok geçmeden biraz daha düzgün ikinci açıklama geldi. Her iki açıklamada da ülkede bir darbe girişimi olduğu ifade ediliyordu. Arkasından endişeli bir bekleyiş, derken Sayan Cumhur Başkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın cep telefonundan görüntülü mesajı yayınlandı ve millet sokağa indi. Sonrası malum. 250 vatandaşımız şehit olurken çok sayıda insanımız da yaralanmıştı.

Bu kadar asil bir milletin evladı arasından nasıl oluyor da bu kadar darbe heveslisi çıkabiliyor?! 27 Mayıs 1960 darbesi, 12 Mart 1971 muhtırası,  12 Eylül 1980 darbesi, 28 Şubat 1997 Post modern darbesi. 15 Temmuz 2016 darbesi. Zaman zaman bazı güç odaklarının darbe arayış veya teşebbüsleri için yaptıkları yürüyüşler, provokasyonlar ise işin cabası.

Bunlara sorarsanız, memleket kötü yönetiliyor, daha iyi bir yönetim için bu girişimlerde bulunduklarını söyleyecekler veya söylediler. Fakat arkalarındaki ağa babalarına memleketi sattıklarını hiç mi hiç akıllarına getirmediler veya getirmezler.  Tarihte hangi darbe mutluluk, huzur ve barış  getirmiş de bunların darbeleri mutluluk, huzur ve barış getirecek?! Darbe, daima acı ve gözyaşı olmuştur. Ülkeyi kötüye götürmüş, yabancı güçlerin ülke üzerindeki etkinliklerini artırmış ve ülkeyi biraz daha dış güçlerin buyruğu altına sokmuştur. Bunun böyle olması zaten kaçınılmazdır. Çünkü darbelerin arkasında duranlar veya bizatihi yaptıranlar dış güçlerdir, dış devletlerdir. Darbeleri yapanlar ise, hevesleri, hırsları uğruna kandırılmış vatan hainleridir. Bu, bütün darbeleri yapanların, destek verenlerin veya heveslilerinin temel özelliğidir.

Bu, onların ortak temel özelliğidir. Nitekim darbeleri yapanlar bazen solcu, beynelmilelci, nasyonal sosyalist, nasyonal faşist, liberal kapitalist, dindar-bağnaz akrist, olabiliyor. Nitekim ülkemizde bu güne kadar gerçekleştirilmiş bütün darbe veya post modern darbeleri yapanlarda bu sakat düşünce vardır. Bunlar akılları sıra memleketi kurtaracaklarını ve insanları özgürlüğe kavuşturacaklarını sanan hainlerdir.

Bunlar, aynı zamanda hareketlerini meşrulaştırabilmek için, dini, bayrağı, vatanı, demokrasiyi, insan haklarını, adaleti, emeği ve her türlü mukaddes ve insanî değeri kullanırlar. Oysa bunlar, ya kendi eksik ve çarpık görüşlerini iktidar yapmak uğruna ya da bilerek veya bilmeyerek, şuurlu veya şuursuzca dış güçlerin istekleri doğrultusunda ülkelerindeki huzuru, barışı bozarak dış güçlerin ülkeleri üzerinde egemen olmalarının zeminin hazırlarlar.

Hiçbir mazeret darbe teşebbüsünü veya yapılmasını meşru gösteremez. Ülkemizde yapılmış tüm darbelerde bu hainlikler çok açık görülebilir. Her darbeden veya muhtıradan sonra ülkemizin kalkınması durmuş, yeni atılımların yapılabilmesi için yıllarca darbelerin yaralarının sarılması ve tedavisi ile uğraşılmıştır. Türkiye’de yapılan darbelerin yapıldığı süreçlere bakılırsa, dışa bağımlılığımızı azaltmak için ülkenin atağa geçtiği ve çok köklü yatırımların yapılmaya başlandığı zamanlara rastladığı görülür. Misâl mi istiyorsunuz? Buyurun: Yolların, barajların, fabrikaların ve özel sektörün yatırıma geçtiğini hazmedemeyenler, hemen 27 Mayıs 1960 darbesini yaptırdılar. 12 Mart 1971 muhtırası da öyle, 12 Eylül 1980 darbesi de aynı, 28 Şubat 1997 Post modern darbesi de aynı. Hele 16 Temmuz 2016 darbesine ne demeli? İstikrarlı bir hükümet, 2002’den beri işbaşındadır:  Millî gelir sürekli artıyor, İMF’ye borç sıfırlanmış, ülke dünya piyasaları için istikrarlı hale gelmiş, bir yandan yerli üretim artarken, bir yandan da yerli ilmî çalışmalarda çok önemli aşamalar kaydediliyor. Bölünmüş yollar, otobanlar, hızlı trenler ve metrolar devreye sokuluyor. Dünyanın en büyük hava limanı tamamlanmak üzeredir. Bütün bunlar Türkiye’yi tam bağımsızlığa ve güçlü bir ülke yapmaya götürüyor. Bunun önünün kesilmesini düşünen yabancı güçler, bunun için bir gün Türkiye’de idareyi ele geçirmek için gizli plânları olan FETÖ’den yararlanmayı bir fırsat bildiler. Zaten bu düşünceyle Vatikan’ın yardımını arkasına alan ve ABD’ye giderek Pensilvanya’ya yerleşip  “asrımız iman asrı” diyen Said Nursî’nin sözünü kalkan yaparak ülkenin okumuşunu, zenginini yanına alan, CİA ve de MOSSAD öncülüğünde ve kılavuzluğunda FÖTE, sonunda hainliğini gösterdi. Fakat onun bir hesabı varsa, ALLAH’INDA BİR HESABI VARDIR. Allah’ın hesabı daima galip gelir. Allah’ın hesabını hiç mi hiç düşünmeden İman adına yolda olduğunu sanan hainin ve yandaşlarının kara düşünceleri ve hainlikleri, böylece, bütün çıplaklığıyla ortaya döküldü.

 

   


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.