ANFA REKLAM
istgate sağ
Whatsapp
0 532 710 12 91Whatsapp İhbar Hattı
  • 03.04.2017
Filiz  Kaya

Filiz Kaya

Hemşirelik

Erken yaşlarda mesleğe atıldım. 40 sene yönetici hemşire olarak çalıştım. Mesleğimi severek ve kutsal olduğuna dair inancımı hep taşıyarak yaptım. Aksi takdirde sevilmeden çoğu şey yapılmaz; fakat hemşirelik hiç yapılmaz. Vaktinde 13 yaşında girdiğiniz hemşirelik kolejinde, 18 yaşına gelmeden başka insanların hem de bu insanların hasta olduğu düşünülürse hastalığın da sorumluluğunu alıyorsunuz. Bu sorumluluk alanında ailesini, yakınlarını bir bütün olarak ele alıp onları da bir süre sonra kendi aileniz gibi görmeye başlıyorsunuz. Aslında belki de şifa ve iyileşme böyle başlıyor.

Görevinizi doktor, hemşire ve personel ayrımı yapmaksızın icra etmeniz gerekiyor. Psikolojik ve fiziksel olarak yoğun, yıpratıcı çalışma temposu, 12 saatlik gece nöbetleri, ücretlerin yetersiz oluşu üst üste gelince hemşirelerde bir tükenmişlik gözlemlenmeye başlanıyor.

Hemşireliğin vaktinde çoğunlukla kadınlar tarafından yapılması ve kadınların bir de evlerinde fazla sorumluluklarının olması onları çoğu zaman bir denge bulmaya iterken; bir zaman sonra da fedakârlık olarak adlandırılabilecek noktaya getiriyor. Evli ise eşi nöbet istemiyor, çocuk olur bakacak kimse olmaz; hastalar sinirleri doktora bir şey diyemez sinirini hemşireden çıkarır. Çalışmaya başlayınca evini, eşini, kendi çocuğunu unutursun. Çünkü bu meslekte bir insanın hayatı söz konusudur ve bu sana ve meslek arkadaşlarına emanettir. Bu yoğun ve kendinin de ötesine koyduğun meslekte eşin, hayat arkadaşın sağlık sektöründen değilse seni anlaması da zorlaşır. Evde huzursuzluk oluşur. Bu da iş yerinde verimsizliğe sebep olabilir. Bir yönetici hemşire olarak da çalışanlarınızın özel hayatlarına da duyarsız kalamazsınız bu açıdan.

Hemşire başına düşen hasta sayısı bazen 75’i bulur. Tek başına elinden gelenin de fazlasını yapmak zorundasındır. Öğle yemeğinde bile aklında sana ihtiyacı olan hastaların vardır. Bir saatin değil; karnını doyurmak ve sıranı diğer hemşire arkadaşına vermek için on beş dakikan vardır. Nöbetlerine göre bayram tatillerini ayarlamak, gerekirse tatil yapmamak durumunda kalırsın.

Fiziksel sağlığında bundan nasibini alır; bel fıtığı ve varis gibi meslek hastalıklarına yakalanırsın. Eline enfeksiyonlu iğne batması (kırım Kongo, hepatit vb.) gibi iş kazaları başınıza gelebiliyor. Bunun yanı sıra sürekli ölümle karşılaşmaktan kaynaklı duyarsızlaşma ya da başka çeşit psikolojik sorunlar kendini gösterebiliyor. Günlük mesai saatlerini düşününce klasik bir memurun çalıştığı 40 sene gibi olmuyor, hemşirelikte. Yeri gelip 24 saat çalışınca durum 40 senenin ötesinde oluyor.

En kötü örneklerinde mesleğimizin, hasta yakınları, psikiyatrı hastalarının kendileri tarafından şiddet ve idareciler tarafından mobbingle de karşılaşılabiliyor. Bazı özel hastanelerde ise hak edilen maaşın çok altında ödemeler yapılıyor. Maddi ve manevi zarar söz konusu.   

Sonuç olarak, yukarıda bahsedilen mesleğin doğasına ait zorluklar hâlihazırda mevcut. Bizler, bu mesleği can-ı gönülden yapan hemşireler olarak bu ipi göğüslemeye hazır ve gönüllü olduk. Ricamız bu mesleğin çözümlenebilecek sorunlarından dolayı meslek aşkımızı öldürmemeleri, bu sorunların yetkililerce sonuca ulaştırılması ve bu güzel mesleğin bizlerce sevgiyle yapılmasına olanak vermeleridir. Unutulmasın ki insan hayatı değerlidir ve yerine koyabileceğiniz başka bir şey yoktur.

TANIŞ ANKARA


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

    Yazara Ait Başka Makale Bulunamadı.