Carry Trade ve ülke riskleri

MAKALEYİ DİNLE

Carry trade; son çeyrek yüzyılda dünya ekonomilerinde konuşulan  bir olgu. Kısaca paranın düşük faizli ülkelerden getiri elde etme maksatlı daha yüksek faizli ülkelere gitmesi demek. Daha çok da paranın zengin gelişmişlerden gelişmekte olanlara kayması demek. Örnek; A ülkesinde faizler yüzde 1 iken, B ülkesinde faizler yüzde 10 dur, Ancak A da sabit kalırken, B de faizler yükselerek yüzde 12 ye ulaşıyor. İşte bu, (diğer faktörler sabit iken) varlık sahibine reel bir kazanç fırsatı doğuruyor. A dan borçlanmak B de (örneğin ülke tahvillerine) faize yatırarak kazanç sağlamak şeklinde.

"Carry trade" de tek unsur faiz değil elbet. Dünya piyasalarında ABD dolarının ulusal para birimleri karşısındaki değeri de etkili faktör. Dolar değeri (pahalı dolar) artması gelişmekte olan ülkelere sermaye hareketini zayıflayabiliyor. Dolayısıyla sadece faizi değil ayrıca dolar değeri de mutlak anlamda izlenmesi gerekli bir faktör.

Gelişmekte olan ülkeler,  dolara olan yüksek bağımlılıklarıyla ciddi açıklara sahip  yani piyasacıların diliyle “short” dalar. Doların değer kazanması, bu şekilde borçlanma maliyetinin artması gelişmekte olan ülkeleri baskı altında alacak bir durum.

Doların değerinin üzerinde de ABD ticaret dengesi özellikle etkili. Mevcut durumda piyasalarda, ABD’nin cari açık vermesinden kaynaklı bir dolar likiditesi var. Likiditenin bolluğu işte bahsettiğimiz 'carry trade'e destek veriyor. Bu manada herhangi bir daralma, likiditeyi geri çekecek bir faktör olarak carty trade'i daraltacaktır. Bu ise bizim gibi gelişmekte olan ülkelere daha az fon girişimi demektir.

ABD TAHVİLLERİ

Burada yatırımcılar gözünden ABD tahvillerine olan bakış önemli. ABD tahvilleri ile getiri farkı kapandıkça gelişen ülke tahvillerine ilgi azalıyor. Bu azaldıkça neredeyse tek cazibesi yüksek getiri olan gelişmekte olan ülke varlıklarından çıkış trende dönüşüyor. Yani para daha güvenilir hissettiği limanlara yanaşmış oluyor.

2013 yılından başlayan FED yöneticilerinin olası faiz artırım yönündeki eğilimleri de bu trendi destekliyor. Faiz artırımı bu nedenle ABD tahvili-gelişen ülke tahvilleri arasındaki getiri farkının kapanması demek. ABD tahvil faizleri yükseldikçe gelişen ülke tahvilleri önemli ölçüde bir baskıyla karşılaşabilecektir. Bu da "carry trade"in sonu demek oluyor. Gelişmekten olan ülkelerde kaynak sıkıntısı olarak bu da alışageldiğimiz pek çok şeyin değiştiğine bizleri tanık edebilir.

Cari açıklarını sıcak para da denilen bu carry trade akımları ile fonlayan gelişmekte olan ülkelerden carry trade fonları çıktıkça para birimleri de değer kaybediyor ve böyle dönemlerde söz konusu ülkelerin varlıklarında çöküş yaşanıyor. Tersine yani olumlu durumda ise varlıklarında patlama yaşanıyor.

Bir ülkenin açık finansmanını carry trade ile finanse etme tercihi  aslında sorgulanmaya değer. Sağlıklı olmadığı kesin. Verimsizliğe ve hatta tembelliğe sürüklediği bir gerçek. Çünkü carry trade tuzağında, ilgili ülke kendi kaynağını yaratmak için çaba göstermeye gerek duymuyor. Bir de bu şekilde gelen fonlar düşük veya sıfır verimli alanlarda sarf ediliyorsa tehlikenin şiddeti yükselebiliyor. Geçmişte ülkemizde bu gezgin paranın ekonomimizde yarattığı travma hala canlı olarak hafızalarımızda. Sonuçta böyle bir finansmanın sağlıklı olmadığı kesin olduğuna göre carry trade gereksinimi duyulmayan bir duruma geçilmeli. Bunun için de kıt olan kaynaklar verimli alanlarda kullanılmalı, ithalat bağımlılığı mutlaka azaltılmalı, (reel) üretim bazlı ve odaklı büyüme modeli tercih edilmelidir.

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Durmuş Yener Özel - Mesaj Gönder


kutuyu işaretleyip tamama basın

Yorum yazarak Tanış Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Tanış Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

Anket Günün MVP'si kim olur ?

YÜKLENİYOR