BAŞKANLIK SİSTEMİ YOLDA

GÜNDOĞDU: “BAŞKANLIK SİSTEMİNE YÖNELİK PAKETİMİZİ HAZIRLIYORUZ” Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesiyle fiilen başkanlık sistemine geçildiğini belirten Başbakan Binali Yıldırım, Anayasanın da bu fiili durumla uyumlu hale getirilmesi gerektiğini belirterek, “Ortada bu gerçek varken, anayasa fiili durumla aynı hale, uyumlu hale getirilmeli. Doğrusu yeni anayasa yapmak” dedi. Peki, Türkiye için düşünülen Başkanlık sisteminin detayları neler? Anayasa’da neler değişecek? Merak edilenleri TBMM İdare Amiri AK Parti Ankara Milletvekili Ahmet Gündoğdu’ya sorduk

GÜNDOĞDU: “BAŞKANLIK SİSTEMİNE YÖNELİK PAKETİMİZİ HAZIRLIYORUZ”

Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesiyle fiilen başkanlık sistemine geçildiğini belirten

Başbakan Binali Yıldırım, Anayasanın da bu fiili durumla uyumlu hale getirilmesi gerektiğini

belirterek, “Ortada bu gerçek varken, anayasa fiili durumla aynı hale, uyumlu hale getirilmeli.

Doğrusu yeni anayasa yapmak” dedi. Peki, Türkiye için düşünülen Başkanlık sisteminin

detayları neler? Anayasa’da neler değişecek? Merak edilenleri TBMM İdare Amiri AK Parti

Ankara Milletvekili Ahmet Gündoğdu’ya sorduk.

Gündoğdu Tanış ANKARA’nın Başkanlık sistemi ile ilgili sorularını şöyle yanıtladı:

“BAŞKANLIK SİSTEMİ BİR SİSTEM DEĞİŞİKLİĞİDİR, REJİM DEĞİŞİKLİĞİ DEĞİLDİR”

Türkiye’nin ana gündeminde yer alan başkanlık sistemi ile ilgili neler söylersiniz?

Başkanlık sistemi bir sistem değişikliğidir, rejim değişikliği değildir. Bunun altını çizerek söze girelim.

Çünkü ana muhalefet partisinin lideri başkanlığı bir rejim değişikliği gibi algılatmaya çalışarak kandan

bahsetti, çok yanlış bir yola girdi. Başkanlık sistemi hükümet modellerinden birisidir. Nedir bu

modeller: Başkanlık sistemi, yarı başkanlık sistemi, parlamenter sistem, partili cumhurbaşkanlığı

sistemi. Parlamenter sistem şu an Türkiye’de uygulanan sistem, partili cumhurbaşkanlığı sistemi

1927’den 1950’ye kadar Atatürk, İnönü, Celal Bayar döneminde uygulanan sistem.

“TEK MECLİS VAR, EYALET SİSTEMİ KESİNLİKLE YOK”

Başkanlık sistemi Amerika’da uygulanan sistem, yarı başkanlık sistemi ise Fransa sistemi. Bunun altını

çizelim bir. İki başkanlık sistemi değince birileri, eyalet istiyor bunlar, eyalet sistemi istiyorlar,

feodalite istiyorlar gibi bir çığırtkanlık yapıyorlar. Hayır! Almanya başkanlık sistemiyle yönetilmez,

eyalet sistemi vardır, Fransa başkanlık sistemi ile yönetilir eyalet sistemi yoktur, Amerika başkanlık

sistemi ile yönetilir vardır. Yani eyalet sistemi başkanlık sisteminin yâ da parlamenter sistemin bir

parçası değil. Ülkeler isterse hangi sistemle yönetiliyor olursa olsun o yönetim biçiminin yanında

ayrıca ona da yer verebilirler. Bizim başkanlık sistemi teklifimizde tek meclis var, eyalet sistemi

kesinlikle yok. Üniter demokratikleşme, devletin bölünmez bütünlüğü, vatanın bütünlüğü bunlarda

“Rahmetli Türkeş, Erbakan, Yazıcıoğlu, Özal, Demirel çok

kullanmışlar ama…”

Başkanlık sisteminin rahmetli Türkeş, Erbakan, Muhsin Yazıcıoğlu, Özal, Demirel çok kullanmışlar ama

son süreçte en çok dillendiren lider Cumhurbaşkanımız Recep Tayip Erdoğan. O da bu ülke,

Cumhuriyet kurulduğundan beri tek devlet, tek vatan, tek millet, tek bayrak vurgusunu en güçlü

yapan bir lider. Dolayısı ile önce kırmızı çizgilerini belirlemek, sonra neden parlamenter sistemi terk

etmeliyiz ve başkanlık sistemine geçmeliyiz buna cevap vermek lazım. Parlamenter sistem yasama,

yürütme, yargı kuvvetler ayrılığı ilkesinde yasama ile yürütmenin zaman zaman iç içe geçmesini

beraberinde getiriyor mu? Getiriyor. Ben yasama organının bir mensubuyum, mecliste bakanım ve

başbakanım da yasama organının bir mensubu olarak mecliste. Meclisin dışında da yürütme

organının bir mensubu değil mi? Evet. Şimdi parlamenter sistemdeki bu iç içe geçmişlik bu zamana

kadar çok sıkıntı oluşturdu. İki parlamenter sistem koalisyona davetiye çıkaran bir sistemdir. Başkanlık

sisteminde ise koalisyon denen bir şey yoktur. Bu konuyu şöyle somutlaştıralım; 7 Haziran akşamı

parlamenter sistem olduğu için biz yüzde 41, muhalefetin toplamı da yüzde 59 olmasına rağmen bir

hükümet çıkmadı. 4 buçuk ay bu ülke istikrarsızlığa sürüklendi. Başkanlık sistemi olsaydı o akşam

hükümet belli olacaktı, belli olamamışsa en çok oy alan iki parti bir hafta sonra yeniden seçime

gidecek ve hükümet belli olacaktı. Yani parlamenter sistem de dağınıklığa davetiye çıkaran,

istikrarsızlığa davetiye çıkaran, belirsizliğe davetiye çıkaran bir yapı varken, başkanlık sistemi yüzde 50

artı 1 oy almak zorunda olduğu için buna tamamen kapıları kapatıyor. Ayrıca parlamenter sistem de

halk vekilleri seçer meclise gönderir meclis de meclis aritmetiğine göre hükümet kurulur. İşte 7

Haziran’da kurulamadı, 1 Kasım’da kuruldu. Dolayısıyla başbakan ve bakanlar halkın seçtiği vekiller

içinden ya da dışardan da bakan atanabilir, belirlenebilir. Dolayısıyla başbakanı millet doğrudan

başbakan olarak seçmez, vekil olarak seçer. Başkanlık sisteminde ise başkanın doğrudan kimin olacağı

bellidir ve doğrudan seçilir. Dolayısıyla koalisyona davetiye yoktur, başkanlık sisteminde erken seçime

davetiye yoktur, istikrasızlığa kapı aralamaz, süre kaybı olmaz ve kalibre düşmez.

“Parlamenter sistemin verim alındığı dönemler bile başkanlık sistemine işaret

Türkiye’de bu zamana kadar parlamenter sistem içerisinde hiç mi olumlu süreçler olmamış?

Ha kötünün iyisi diyebileceğimiz süreçleri de görmüşüz. Nasıl görmüşüz? Menderes dönemi, tek parti

dönemi bu kötünün iyisi diyeceğimiz süreçlerden. 1950 – 60 arası Menderes dönemi, 1964 -70 arası

Demirel dönemi, 1983 – 90 arası Özal dönemi, 2002’den bugüne de bizim dönemimiz. Yani

Türkiye’nin 90 küsur yıllık demokrasi tarihinde, cumhuriyet tarihinde baktığımızda en verimli

dönemler bunlar. Bunlar da tek partinin iktidar olduğu dönemler yani esasen Türkiye’de parlamenter

sisteminin verim alındığı dönemler bile başkanlık sistemine işaret ediyor.

“VEKİLLER DAHA BAĞIMSIZ OLACAK”

Bizde 95 yılda 65 hükümet kurulmuş, Amerika’da ise 200 yılda 40 küsur hükümet. Demokrasi

nasıl kökleşecek. 95 yılda 65 hükümet 3 ayda, 6 ayda, 1 yılda değişen hükümetler var. Bunu

somutlaştıracak olursak ilk olarak başkanlık sistemine geçtiğimizde yasamayla yürütme bir birinden

ayrılacağı için vekiller daha bağımsız olacak, yürütme burada olmayacak. Bakanlar, başkana bağlı

olacak ve meclis dışından atanacak, dışardan olacak.

İkinci olarak yüzde 50 artı 1 ile meşrutiyet sorunu kalmayacak. Üçüncüsü kuvvetler ayrılığı net

olacak. Dördüncüsü yürütmede çift başlılık yok. Beşinci olarak yüzde 10, yüzde 20,yüzde 30 gibi baraj

sorunu yok. Altıncısı erken seçime ve koalisyona kapalı. Hükümeti parlamento değil, doğrudan millet

belirliyor. Son olarak istikrarsızlığa kapalı. Onun için Türkiye’nin içeride ve dışarda sorunlarıyla daha

güçlü boğuşabilmesi için, demokraside kesinti olmaması için, tek meclisli, eyalet sistemine kapalı

başkanlık sistemini önemsiyoruz.

Muhsin Yazıcıoğlu, Erbakan, Türkeş örneğinden söz ettiniz. Onların bahsettiği başkanlık sistemi şu

an Ak Parti’nin dile getirdiği başkanlık sistemi ile aynı mı?

Yani onların kurduğu cümlenin yüzde yüz tespiti parlamenter sistemin Türkiye’ye dar geldiğine

yönelik. Çözüm önerileri ise başkanlık sistemine yönelik. Bunu onlar cümlelendirirken her birinin

farklı açıklamaları, farklı yerde açıklamaları var. Bunları tek tek ele almak lazım. Onların hangi

cümlenin açılımı nerede, nereye gidiyor kısmına da bakmak lazım. Devlet Bahçeli’nin mesela 23 Ocak

2001 Yeni Asır gazetesinde ”MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli parti stratejisini tek başına iktidar

olup başkanlık ya da yarı başkanlık sistemine geçiş olarak belirledi” diyor. Tek başlı yürütme diyor.

İşte MHP öncelikle ilkelerinden biri olan güçlü iktidar modeli, yürütmede tek başlılık gibi cümleler

kurmuş. Türkeş başkanlık sistemi istiyordu diye. Alpaslan Türkeş milli doktrinlerin 9 Işık Hamle

yayınları 1996 genişletilmiş birinci baskısında “Kuvvetli ve hızlı icra gücünün tek elden toplanması

mümkündür” diyor. Bunun için başkanlık sistemini savunuyor. Erbakan Milli Selamet Partisi 1973

seçim beyannamesinde “İcrayı kuvvet, sürat ve müessiriyet sağlamak için başkanlık” ifadesini

kullanıyor. Tesir kazandırmak için başkanlık sistemi diyor. Muhsin Yazıcıoğlu da “Başkanlık sistemi

şart” diye Yeni Şafak’a beyanat vermiş.

Bu ifadelerle Ak Partinin sunmuş olduğu başkanlık sistemi tamamen örtüşüyor diye bilir miyiz?

Türkiye’nin ihtiyacının ne olduğunu belirlemede yüzde yüz bir ortak tespit var. Ama Devlet

Bahçeli’nin, Türkeş’in, Erbakan’ın, Yazıcıoğlu’nun bir sayfalık, iki sayfalık parlamenter sistem

tıkanmıştır, başkanlık sistemine ya da yarı başkanlık sistemine geçilmelidir cümlesiyle Ak Parti’nin

ortalama yüz maddelik modelini mukayese edip, karşılaştırmak zor. Çünkü biz bunu anayasa yazım

sürecine geçirmişiz ve modellemişiz. İkisi bir birinden farklı şey ama yüzde yüz aynı olan şey

parlamenter sistem tıkanmıştır, çözüm başkanlık sistemidir.

Amerika'dan, başka ülkelerden örnek verdiniz, başkanlık sistemi ile ilgili olarak şu an Türkiye'nin rol

model aldığı bir örnek ülke var mıdır?

Yok. Yani münhasıran şu ülkeyi örnek alalım dediğimiz bir ülke yok. Çünkü bu ülkelerin her birinin

farklı yaklaşımları var.

Türkiye'nin yaklaşımı bu noktada ne olacak? Başkanlık sistemi denildiğinde akla ilk olarak Amerika

geliyor. Türkiye'nin yaklaşımında Amerika'dan neler farklı olacak ya da nasıl bir süreçte olacak?

Şimdi dünyada 59 ülke başkanlık ile yönetiliyor. 59 ülkenin 15 tanesinde faderal devlet modeli var. 76

ülke parlamenter sistem ile yönetiliyor. Bunların 28 tanesinde faderal devlet modeli var. Eyalet

sistemi var. Dolayısıyla şimdi Türkiye parlamenter sistemdir. Almanya'yı örnek alalım diyemezsiniz.

Almanya'da parlamenter sistem ama eyalet yönetimi var. Amerika başkanlık sistemidir. Başkanlık

sistemini istiyoruz ama tamamı ile Amerika'yı örnek alalım demiyoruz. Çünkü Amerika'da eyalet

sistemi var ve senato var. Çift meclis var. Geçmişte biz de çift meclis uygulaması olmuş, senato olmuş

ama biz bundan bir verim elde edememişiz.

“KILIÇDAROĞLU'NUN SÖZÜNE HODRİ MEYDAN, EVET DİYORUZ”

Ama buradan kastınız sayın Kılıçdaroğlu'nun bir televizyon kanalında daha önce başkanlık sistemini

kanla irtibatlandırmışken yüz seksen derece dönüş yapıp eğer başkanlık sisteminden anladığınız şey

Amerikan sistemi ise, biz buna varız sözü ise, bu sözü biz eyalet sistemine geçmemek, federasyona

kapı aralamamak kaydı şartıyla Kılıçdaroğlu'nun sözüne hodri meydan, evet diyoruz. Yani bir ülkeyi

Türk tipi demokrasi, Türk tipi başkanlık kavramları zaman zaman Türkiye tipi kullanılıyor. Başka bir

ülkenin sisteminin tamamen taklit etmemize gerek yok. 90 yıllık kendi tecrübemiz var. Bin küsur yıllık

devlet tecrübemiz var. Selçuklu, Osmanlı, Cumhuriyet ve başka ülkelerde de ileri demokrasi adına

alınacak şeyler varsa bunları alabiliriz; ama kopyala yapıştır gibi bir yaklaşım söz konusu değil.

“BAŞKANLIK SİSTEMİNİ BÜROKRATLAR İSTEMEZ”

İşleyen bir demokrasi, hizmetin aksamasına müsaade etmeyen bir demokrasi. Bürokrasi ne zaman

hakim olur; Türkiye'de erken seçim istendiği zaman, hükümet kurulamadığı zaman, koalisyon olduğu

zaman bürokratik devlet devreye girer. Başkanlık sistemini kim istemez? Bürokratlar istemez.

Parlamenter sistem en çok kimin işine gelir? Bürokratik devletin işine gelir. Onun için biz devleti

bürokratik vesayeti altına da inleyen devlet olmaktan kurtarıldı. Milletin emrinde ve hızını yükselten

devlet olmasını istiyoruz. Onun için başkanlık sistemi diyoruz.

“Türkiye kendi başkanlık sistemini oluşturmaya çalışıyor", diğer ülkelerden kopyala yapıştır değil

Dünyayı okuyoruz, okumalıyız, Hz Ali "ilim Çin'de bile olsa gidip alın buyuruyor". Bu modeller

içerisinden kendi tecrübemiz, geleneklerimiz ama devletin bölünmez bütünlüğü, istiklal marşımız,

Türkçemiz ve bayrağımız. Bu dördünü asla tartışmadan, konuşmadan diğer her şeyi konuşabilir,

Peki, Anayasa'da ne gibi değişiklikler olur böyle bir süreçte, bunla ilgili neler söyleyebilirsiniz?

Anayasa uzlaşma komisyonu daha önceki hükümet döneminde vardı. 60 küsur maddede uzlaşılmıştı.

Biz yeniden start verdik. 4 partiden milletvekili sayısına bakılmaksızın eşit milletvekili alarak

komisyonu kurduk. Yüzde 10 oyu olan da 2 üye verdi, yüzde 50 oyu olanda 2 üye verdi. Birinci

toplantıda çalışma usul ve esaslarında karar sistemi üzerinde durduk ve uzlaşılan konu anayasa uzlaşı

komisyonunda kararlar oybirliği ile alınacağı kararıydı. Yani CHP, HDP ve MHP bunlardan herhangi

birisi bile itiraz etse uzlaşı komisyonuna 1 madde bile giremeyeceği kararıydı.

“İKİLİ BİR HAZIRLIĞIN İÇERİSİNDEYİZ”

İkinci hafta ne kadar süre çalışalım 2 ay, 2 yıl, 6 ay bu tartışılıyordu. CHP masayı devirdi. Dolayısıyla

anayasa uzlaşı komisyonunun görevi bitti, kurulamadı. Onun için şimdi biz başkanlık sistemine yönelik

paketimizi hazırlıyoruz. Bunda bir sıkıntı olmayacaksa parlamenter sistemin sıkıştırdığı bu yapıdan

kurtulmak için başkanlık sistemine geçinceye kadar partili cumhurbaşkanlığı modeli de önerebiliriz

diyoruz. İkili bir hazırlığın içerisindeyiz. Başkanlık sistemini içeren yeni anayasa teklifini 90 ila yüz on

madde arasında çok ciddi bir çalışmayı içeriyor, çok geniş teferruatlı bir çalışma ama partili

cumhurbaşkanlığı üç dört maddelik bir şey olabilir.

“İNSAN ONURUNU MERKEZE ALACAĞIZ”

Onun için biz yeni anayasada temel hak ve hürriyetler bölümünü, insan onurunu merkeze alacağız.

Eşitlik ilkesini dil, din, mezhep, inanç, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce ve diğer sebeplerle hukuk

önünde eşitliği esas alacağız. Çocuk hakları, konut dokunulmazlığı, haberleşme hürriyeti, yerleşme,

din ve vicdan hürriyeti, düşünce hürriyeti, eğitim hakkı, bilim ve sanat hürriyeti, basın yayın hürriyeti,

mülkiyet, örgütlenme, toplantı, gösteri, hak arama hürriyeti, dilekçe, suç cezası… Tüm bunları,

doğuştan gelen hakları esas alarak, yani mal emniyetti, can emniyeti, din emniyeti, nesil emniyeti, akıl

emniyeti gibi haklar esas alınacak. Sonuçta her doğan çocuk İslam fıtratı üzerine doğar, ergenlik

çağına ulaşınca Hıristiyan olabilir, Yahudi olabilir, Müslüman kalabilir, kalmaya devam edebilir, ateist

olabilir bu insanların hürriyeti. Bu insanların ırkına, dinine, inancına, cinsiyetine bakmadan bunların

bu haklarının korunmasını evrensel hukukun gösterilmesini esas alan bir anayasa hazırlığımız,

Bu anayasa da düşünceniz herhangi bir ideolojinin öne çıkıp birileri bu ideolojiyi yakın görüp,

benim deyip birilerinin de kendini dışlanmış hissetmeyeceği bir yaklaşımı önemsiyoruz. Örneğin

Kenan Paşa diyor ki darbeyi olgunlaştırmak için bir soldan bir sağdan astık diyor. Çünkü anayasa geçici

15. madde yapmış Türkiye'nin güvenliği için darbe yapanlar darbeden sorgulanamaz. Yani adam

öldürür, öldürdüğü için sorgulanamaz. Böyle keyfiyet olmaz. Yani solcu ya da sağcı 16 -17 yaşındaki

çocukları öldürüp de bir soldan bir sağdan astık deme yetkisini anayasadan alan kirliliği tamamen

“TANIMLAYAN DEVLETTEN, TANIYAN DEVLETE…”

“İNSANA GÖRE DEVLET MODELİNİ BU ANAYASA DA İNŞA EDECEĞİZ”

Kimseyi dışlamadan, kimsenin kendini dışlanmış hissetmeyeceği bir anayasa hedefinden söz ettiniz.

Başkanlık sistemi sözde Kürt - Türk ayrımına da bir çözüm oluşturacak mıdır sizce?

Başkanlık sistemini içeren anayasa değişikliğinin işte bir ilin yatırım sorunu, bir ülkenin ötekilik, Kürt

sorunu, Türk sorunu gibi spesifik konulara inmez. Eğer anayasanız çağdaşsa hak ve özgürlüklerin

teminatı olur. Çağ dışıysa devletin kategorize etmesine fırsat vererek öteki oluşturur. Mevcut

anayasanın kurgusu Alevileri, Kürtleri, başı örtülüleri, Romanları öteki görüp kendine göre bir özde

vatandaş tanımı yaparak yola çıktığı için devlet vatandaşını tanımak yerine, tanımlayarak yıllarını

geçirmiştir. Tanımlayan devletten, tanıyan devlete. Yani bir vatandaşın özgürlüğü başka vatandaşların

hakkının ihlal edildiği yerde sınırlanması bu kaos oluşturur bunun içinden çıkılmaz. Onun için insan

onuru ve şiddette dönüşmeyen her düşüncenin özgürlüğü için devlet kutsal değil, kutsal olan insandır

ve insan kaynaklarıdır, insan onurudur. Esas olan insandır, yani mevcut anayasa ve eski devlet

anlayışındaki metafor devlete göre insan modelidir, biz insana göre devlet modelini bu anayasa da

Başkanlık sisteminin dezavantaj oluşturabilecek yönleri de var mı?

Elbette bunlar beşeri sistemleridir. Beşeri sistemlerde insana ait sistemler Allah yapısı olmadığı için

yanlışlıkları, eksiklikleri olabilir. Esasen şu anda biz başkanlık sistemini belediyelerde yürütüyoruz.

Yerel seçimlerde Ankara belediye seçiminde, Çankaya ilçesindeyiz Ankara'dayız. Çankaya başka

partide Ankara bizde. Çankaya ve Ankara'da seçim olduğu gün meclis üyeleri seçilmemiş bile olsa

belediye başkanı seçilmişse hizmetler yürür mü? Yürür. Başkanlık sistemi budur.

“FİİLİ OLARAK BİR BAŞKANA SAHİBİZ”

“ÇALIŞMAYAN BAŞKANLAR ÇIKARSA DEZAVANTAJ OLABİLİR”

Yerel seçimler 5 yılda birdir. Çankaya'da ve Ankara'da halkın seçtiği başkan hizmet etmediğinde 5 yıl

nasıl buna tahammül etmek gerekiyor ve bu nasıl bir dezavantaj ise başkanlıkta da buna benzer

çalışmayan başkanlar çıkarsa dezavantaj olabilir. Ama biz şu anda Allah uzun ömür versin fiili olarak

bir başkana sahibiz. Bunun en sevmeyenleri bile gece gündüz çalıştığına şahitlik eder mi? Eder. Bizim

başkanımız belli, Recep Tayyip Erdoğan. Sistemde olabilecek yani başkan çalışmazsa kısmı

parlamenter sistemde de bu var zaten. Hükümet çalışmazsa, erken seçime zorlanmamışsa dört yılı

çalışmadan da doldurabiliyor. Her beşeri sistemde olduğu gibi başkanlık sisteminde de dezavantaj

oluşturabilecek şeyler var ama parlamenter sistemin oluşturduğu olumsuzluklarla olası olumsuzlukları

kıyasladığımızda arada uçurum var ve başkanlık sistemi çok öne çıkıyor.

14 Temmuz 2016 - Gündem



Yorum yazarak Tanış Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Tanış Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

Anket Günün MVP'si kim olur ?

YÜKLENİYOR